Ayşe’nin Yanılgısı

Bu gönderiyi okumak için gereken tahmini süre 1 dakikadır.

Havaya atılan bir taş, şayet düşünebilseydi,

kendi isteğiyle yere düştüğünü sanırdı.”

  1. Güneş, doğuyor.
  2. Bahçedeki ağaç, çiçek açıyor.
  3. Karabaş, Tekir’i kovalıyor.
  4. Ömer, Gamze’ye “benimle evlenir misin” diyor.
  5. Almanya, İkinci Dünya Savaşı’nı kaybediyor.

Olanlara dışarıdan bakan Ayşe, bütün bunların fiziksel, kimyasal, nörolojik, biyolojik, psikolojik, sosyo-kültürel, tarihsel (…) bir yığın sebebin belirlenimi altında gerçekleştiğini tespit ediyor. Ayşe sonra, kendisine de dışarıdan bakarak, tespitte bulunma etkinliğinin dahi benzer bir belirlenim dâhilinde ortaya çıktığını fark ediyor. Nihayet Ayşe, özgürlük denilen şeyin aslında bir illüzyon olduğu neticesine ulaşıyor.

Aslında Ayşe, derin bir yanılgı içinde. Eğer Ayşe, nedenselliği sorgulayan filozoflardan (Gazzâlî’den veya Hume’dan) haberdar olsaydı, özgürlüğü bu kadar kolay yadsımayacaktı.

Kendi kendisinin sebebi (causa sui) olan ve bütün fiillerini bizzat belirleyen Varlık, mutlak anlamda hürdür ve canlıdır (hayy). Dış dünyadaki nedensellik ve belirlenim, onun tarafımızca gözlemlenmiş olmasından ileri gelir. Her gözlem; bir ayırma, dondurma ve öldürme işlemidir. Varlık’ın (Ben’in) herhangi bir cüz’ü (ben), kendini bütünden tefrik edip bakışlarını Varlık’ın geri kalanına (Ben eksi ben’e) çevirdiğinde, onu pasif / kurallara tabi bir mekanizma olarak görür. Nihayet bedenini de bu mekanizmanın uzantısı hâlinde konumlandırınca, determinist circle kapanır. Beyni, sinirleri, kalbi, akciğeri, böbreği (…) keser, parçalar, didik didik eder fakat can’ı ve irade’yi bulamaz.

  • ••

          Ayşe’nin tespitlerinin ilk üç olay bakımından doğru, IV ve V numaralı olaylar bakımından yanlış olduğunu düşünenlere gelince: Onlar, tıpkı Spinoza’nın taşı gibi, Ayşe’den daha derin bir yanılgı içinde!

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir