Hangi Milletin Vekilleri?

Bu gönderiyi okumak için gereken tahmini süre 4 dakikadır.

“Türkiye’de hanelerin yarıdan fazlası geçim sıkıntıyla mücadele ederken her üç çocuktan biri yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Kayıtlara göre Türkiye’de yaklaşık 26 milyon hane var. Bunlardan yalnızca yüzde 1,1’i en üst seviye sosyoekonomik düzeyde. Yüzde 51,8’i ise yoksul ya da çok yoksul kategorisinde.”

TBMM’de İkinci İhanet Süreci’nden sorumlu “Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi” adlı “komisyon”, 18 Şubat 2026’da AKP, CHP, MHP, DEM ve YENİYOL’un mutabakatıyla ortak raporunu yayınladı. “Türklerin, Kürtlerin, Arapların bölgede yaşayan diğer kardeş halklarla birlikte oluşturacağı doğal ittifak”tan (s. 6) söz edilen raporda şehitlerimiz, telef edilen teröristlerle bir arada “kayıplar” (s. 8) ve “can kayıpları” (s. 24) olarak nitelenerek “acılarımızı inkâr etmeden geleceğimizi kuracağımız” (s. 8), “ortak acıyı ortak umuda ve gelecek hayaline dönüştüreceğimiz” (s. 33) ve “zaman geçse de acıları geçmeyen kayıpları unutmadan, hatıralarına saygıyla sahip çıkacağımız” (s. 8) yazıldı.

“TÜİK’in 2024 verilerine göre fertlerin yüzde 43,9’u kiralık ev ve lojman gibi yerlerde yaşıyor. Yüzde 31,3’ü sızdıran çatı, nemli duvarlar, çürümüş pencere çerçeveleri gibi sorunlarla karşılaştı.”

“Komisyon” raporunda İmralı’daki bebek katilinden “terör örgütünün kurucu lideri Abdullah Öcalan” (s. 15) şeklinde bahsedilirken terör örgütü PKK, 18 kez yalnızca “örgüt” (s. 3, 8, 9, 15, 21, 23, 34, 37, 38, 39, 40), 3 kez “terör örgütü” (s. 15, 22, 38) ve 1 defa da “Öcalan’ın örgütü” (s. 15) olarak anıldı. PKK’lı teröristler ise “örgüt mensupları” olarak adlandırıldı (s. 3, 16, 39, 40).

“Türkiye’de 21 milyon 817 bin 61 çocuktan 7 milyon 34 bini yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Bu durum, her üç çocuktan birinin yoksul olduğunu ortaya koyuyor. OECD verilerine göre 38 ülke arasında Türkiye, çocuk yoksulluğunun en yüksek olduğu ülke olan Kosta Rika’nın ardından ikinci sırada yer aldı.”

“Komisyon” raporunda “örgütün kendisini feshederek silahların tamamen susturulmasıyla başlayan süreç” (s. 23) sözleriyle, on yıllardır Türk milletinin maddî-manevî büyük fedâkarlıklarla yürüttüğü ve bu uğurda binlerce şehit ve gazi verdiği terörle mücadelesi, eli kanlı terör örgütü PKK’nın kendi kendisini “feshine” indirgenerek terörle devletin meşru şiddet tekelini eşitleyici biçimde (karşılıklı) “silahların tamamen susturulması” (s. 23), “silahların susması” (s. 35) ve “silahların bırakılması”ndan (s. 33) söz edildi. Devlet, zımnen “güvenlikçi refleksler”le hareket etmekle suçlanarak artık “güvenliğin yanı sıra özgürlüğün, eşitliğin…” imkânlarını konuşmanın zamanı geldiği ifade edildi (s. 23).

“TÜİK’in 2024 verilerine göre, 15 yaş ve altındaki çocukların yüzde 10’u günde en az bir kez taze meyve ve sebze tüketemedi. Yüzde 23,1’i günde en az bir kez et, tavuk veya balık yiyemedi. Yüzde 18,7’si ücretli okul gezilerine ve etkinliklerine katılamadı.”

Anadolu’da iki milletlilik fikrini aşılamak üzere “Türklerin ve Kürtlerin aynı coğrafyanın sahipleri… birlikte var olmuş kardeş ve kaderdaş halklar” (s. 27) ilan edildiği “komisyon” raporunda, “İmralı Notları”nı, Şubat 2025 tarihli sözde çağrı metnini yahut “komisyon”un 24 Kasım 2025’te İmralı’daki bebek katiliyle yaptığı görüşmenin resmen yayınlanmış sansürlü tutanaklarını okuyan herkesin farkına varabileceği biçimde İmralı’daki canibaşının terminolojisine ait veya ondan mülhem “kardeşlik hukuku” (s.3, 15, 27, 28, 30, 33), “kültürel saygı” (s. 28) ve “demokratik toplum” (s. 45) gibi kavramlar sıklıkla kullanıldı. “Türkiye’de çocukların 1,5 milyonu örgün eğitimin dışında.” “Birlikte yaşam iradesinin kurumsal bir zemine bağlanmasını ifade ettiği” ve “eşitlik temelli vatandaşlık anlayışını beslediği” (s. 33) söylenen “kardeşlik hukuku” kavramıyla Türk milletinin egemenliğinin paylaştırılması fikri işlenirken eli kanlı teröristleri kasten “silahsız döneme geçenlerin topluma kazandırılması” ile bunların “eğitim, istihdam, psikososyal destek” gibi alanlardan yararlandırılmasına işaret edildi (s. 35). “Silahı ve şiddeti reddeden bireylerin topluma yeniden kazandırılması” ile “meselenin bütünüyle hukuki ve siyasi zemine çekilmesi”nin (s. 38) amaçlandığı belirtilen raporda “bununla yetinilmeyip örgüt mensuplarının toplumla bütünleşmesi”nin (s. 39) de hedeflenmesi gerektiği yazıldı.

“Türkiye’de lise öğrencilerinin %20’si yeterli parası olmadığı için haftada en az bir gün hiç yemek yiyemiyor.”

“Toplumsal psikolojinin başarılı bir şekilde yönetilmesi gerekliliği”ne de değinilen komisyon raporunda “Kürt’ün onurunu, Türk’ün gururunu korumayı esas alan bir yaklaşım benimsendiği” ifade edildi (s. 36).

“Her 10 aileden 1’i, çocuklarına taze meyve ve sebze yediremiyor, yeni giysi alamıyor.”

“Süreçte görev alanlar” ve hatta “komisyon toplantılarına iştirak edenler”in “yasal güvenceye kavuşturulması”nın (s. 40) öngörüldüğü raporda, aynı zamanda “infaz mevzuatının AİHM ve AYM içtihatları temelinde yeniden ele alınması” ifadesiyle zımnen umut hakkı, “hasta ve yaşlı tutuklu ve hükümlüler için infaz ertelemesi” ve “cezaevleri idare ve gözlem kurullarının yapısı ve karar süreçlerinin gözden geçirilmesi” önerileriyle de işledikleri vahşi terör suçlarından ötürü müebbet hapis cezası alan ve cezalarının infazı sona erdiğinde salıverilip verilmeyeceklerine cezaevlerindeki mezkûr kurullarca karar verilen terör elebaşılarının özgürlüğü ima edildi (s. 43).

“Türkiye’de, her 4 çocuktan 1’i çalışıyor; 15-17 yaş aralığındaki çocukların iş gücüne katılım oranı 2024 yılında %25’e yükseldi.”

Türk Ceza Kanunu ve Terörle Mücadele Kanunu’nda da değişiklikler yapılmasını öneren “komisyon” raporunda (s. 44) “yerel yönetimler” başlığı altında “idari sistemin daha demokratik ve hukuki standardı daha yüksek biçimde organize edilmesi”nden söz edildikten sonra kayyum müessesinin kaldırılması gerektiği bildirildi (s. 45).

“Türkiye, yüksek enflasyon, yüksek faiz, işsizlik ve reel gelir kaybı bakımından 160’tan fazla ülkenin karşılaştırıldığı 2024 Hanke Sefalet Endeksi’nde Venezuela, Zimbabve, Lübnan, Malavi ve Esvatini’yi geçerek Sudan, Arjantin, Suriye ve Yemen’den sonra en sefil 5. ülke oldu.”

Terör örgütü PKK’nın meclis temsilcilerinden DEM’li Cengiz Çiçek, “komisyon”da rapora yönelik şu ifadeleri sarf etti. “Kürt halkı ve dostları, Kürtlerin özgürlük ve eşitlik mücadelesini ne terör olarak ne de örgütlü mücadelesini terör örgütü olarak tarifledi… Kürt halkı ve Kürt meselesi vardır, diyen milyonlara karşı sorumluluğumuz ve saygımız gereği terör örgütü kavramının… kullanılmasını doğru bulmuyoruz. (s. 77) …Sayın Öcalan’ın ve mücadelesinin taslak raporda ısrarla terör, terör örgütü gibi kavramlarla birlikte tanımlanmasını sürecin hukuku ve gereklilikleri noktasında doğru bulmamaktayız.” (s. 78) Bu sözler, o anda komisyonu yöneten Meclis Başkanı ile zaten müşterek raporu onaylayan AKP, CHP, MHP ve YENİYOL mensuplarınca sessizlik içinde dinlendi ve hiçbir karşılık verilmedi.

Türk milleti beslenemez, barınamaz ve yoksullukla yaşam savaşı verirken meclistekiler hangi milletin dilini konuşuyor? Ayrıca herhangi bir yorum ya da değerlendirme yapmanın gereksizliğine inandığımdan Özgür Özel’in “Gençlerin sorunları var, Kürt gençlerinin daha çok sorunları var.” “vecizesi”nde ifadesini bulan bu paralel süreçlerin varlığı karşısında yalnız şu soruyu sorabiliyorum: Türk milletinin sırtında yaşayan ve ondan beslenenler, acaba hangi milletin vekilleri?

Paylaş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir